Ekonometrici

Bizim insanımız naziktir. Mesleğinizle ilgilendiklerinde o güne kadar hiç duymadıkları “ekonometrici” yanıtı alınca “yaaaa” ya da “ne kadar ilgi çekici” gibi sözler mırıldanabilirler. Ama gözlerinden bir açıklamaya gereksinim duyduklarını açık seçik görebilirsiniz. Böyle anlarda onları bir işe yaradığımıza, gerçekten de önemli işlerle uğraştığımıza inandırmak yönünde içinizde dayanılmaz bir istek oluşur. Bu durumda “iktisatçıların yaptıkları hataları bilgisayar kullanarak yapan kişilere ekonometrici denir” şeklindeki bir açıklama bizim açımızdan gülümsetici olsa bile büyük bir olasılıkla mesleğimizle ilgilene kişiyi “ne olacak bu memleketinin hali” gibi sohbet konusu farklı bir yöne yönlendirme çabası içine sokar. Artık sohbet konusunu “ekonometriciye” döndürmek nafile bir çabadır.

 

Ancak anlatamamış ve anlaşılmamış olmanın verdiği eziklik gün geçtikçe içimizde büyür ve adeta bir kimlik bunalımına dönüşür. Tüm bunların üstüne bir de devlet kurumlarının iktisat, istatistik ve matematik bilen iktisatçı ararken işe başvuran ekonometricileri sınava dahi almaması işin tuzu biberidir. Hâlbuki hemen hemen giriş düzeyindeki her ekonometri kitabı ekonometriyi iktisat, istatistik ve matematiğin bir arada kullanıldığı disiplin olarak tanımlar. Ama gel de bunu anlat.

Problem belki de iktisatçıların, istatistikçilerin ve bir oranda da matematikçilerin oluşturmaya çalışılan ekonometri üst kimliğine nasıl baktıkları ile ilgilidir. Anımsar mısınız bilmem. Vezirin teki padişaha keçiboynuzu getirir. Padişah “bu ne ola?” diye sorduğunda vezir “içinde bal var padişahım” der. Padişah bunu üzerine keçiboynuzu ısırır, çiğner ve bir müddet sonra “bir gram bal için bir çeki odun mu yiyeceğiz bire melun” der ve keçiboynuzunu tükürür. Vezire ne olduğunu bilmiyoruz ama çoğu iktisatçının ekonometriye bu gözle baktıkları açıktır. Hatta daha da ileriye giderek ekonometri ile oluşturulmuş yeni bir iktisat teorisinin olmadığını dahi ileri sürerek ekonometrinin pek de önemli olmadığını ima ederler. İktisat teorisi bağlamında söylenenler doğrudur da. Ancak ekonometrinin amacı da zaten iktisat teorisi oluşturmak değildir. Gerçekte olan balın ne şekilde olursa olsun tadına bakılmış olmasıdır. Bal tatlıdır! Ancak sorun saf balın nasıl elde edileceği ve kim tarafından padişaha sunulacağı ile ilgilidir. İktisatçılar padişah rolüne soyunmuş olabilirler. Ancak balın nasıl damıtılacağını bilen ya da damıtılmasında karşılaşılan zorluklarla aşına olan padişah herhalde biraz daha lütufkar olacaktır..

İstatistikçilerin ekonometricileri uzun çabalar sonucunda oluşturdukları evlerine beklenmedik bir anda gelen iç güveysi damat olarak algılamalarını haksız görmemek gerekir. Hele hele damadın biraz talepkar olarak çatı katının yeni bir banyo ve doğacak çocuk için yeni bir oda eklenerek kendisine tahsis edilmesini istemesi evde ister istemez soğukluklara neden oluşturmuştur. Kaldı ki eve iç güveysi olarak gelmek isteyen çok sayıda damat adayı vardır. Adının sonuna “..metrici” lafını ekleyen herkes “Allahın emri peygamberin kavli ile deyip” eve yerleşmeye çalışmaktadır. Ekonometrici olarak çalışmalarına müteşekkir olduğumuzu söylemekten ve verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

 

16 mayıs 2010 tarihinde vefat eden Prof. Dr. Muzaffer Sarımeşeli vefatından önce kaleme almış bu yazıyı...

Prof. Dr. Muzaffer SARIMEŞELİ

01.08.2008

© 2016 by Gokhan ERKAL

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now